|
Travma ve Dissosiyasyon Nedir?
Kişinin
başından geçen olayların yarattığı stres onun dayanabilme gücünü
aştığında ruhsal travma yaşantısı ortaya çıkar.
Dolayısı ile aynı olay değişik kişilerde travma etkisi yapabilir
ya da yapmayabilir. Psikiyatride tüm ruhsal bozukluklar travma ile
ilgili olanlar ve olmayanlar biçiminde ikiye ayrılabilir. Bilinen
ruhsal bozukluklar içersinde bazıları büyük oranda travma etkisi
ile oluşanlar bulunduğu gibi, ağırlıklı olarak bünyesel (biyolojik-genetik)
etkenlerle oluşan bozukluklarda da travmanın ikinci dereceden de
olsa bir rolü bulunabilir.
Ruhsal
travma doğal afet, trafik kazası, hastalık, ölüm gibi nedenlerle
olabileceği gibi insanın insana yaptığı kötülük
nedeniyle de oluşabilir. Çocuklukta olan ve uzun süre devam eden
travmalar, özellikle ailelerin çocuk yetiştirmede yol açtığı olumsuzluklar
erişkinlikte de izleri görülen kronik ruhsal bozukluklara yol açabilir.
Erişkinlikte yaşanan travmalar ise daha sınırlı bir etki yaratırlar,
ancak kişinin daha önceki yaşam öyküsüne bağlı olarak kronikleşen
reaksiyonları da başlatabilirler.
Ruhsal
travma kişinin ruhsal dünyasında iç çelişkilere,
sık duygusal oynamalara, birbirine karşıt düşünce biçimleri arasında
gidip gelmeye, travma ile ilgili konuları zihinden uzaklaştırma
çabalarına, kimi zaman da olayla ilgili konuları aşırı derecede
düşünmeye, bu gibi duygulardan uzak kalma çabası içersinde duygularını
ve yaşamını aşırı kısıtlamaya ve daraltmaya da
götürebilir.
Ruhsal
dünyamızdaki iç uyum ve harmoninin kaybına genel
olarak sağlıksız dissosiyasyon adını vermekteyiz. Dissosiyasyon
sözcük olarak ayrılma, bölünme, kopma, çözülme gibi anlamlar taşır.
Psikolojik açıdan ise kişinin zihninde yer alan duygu,düşünce, anı
ve benzeri içerikleri geçici olarak kompartımanlaştırması, bir kenara
koyması anlamına gelen bir mekanizmadır. Bu mekanizma aşırı ölçüde
olduğunda kişinin ruhsal bütünlüğü tehdit altına
girer.
Dissosiyatif
bozukluk belirtileri nelerdir?
Özellikle çocukluk çağında yaşanan, çok sayıda ve tekrarlayan ruhsal
travma oldukça sık görülen dissosiyatif bozukluklara yol açabildiği
gibi başka ruhsal bozukluklarda da ek olarak dissosiyatif özelliklerin
görülmesine neden olabilir. Dissosiyatif bozukluğu olanlarda kronik
ve ilaçlara yanıt vermeyen depresyon görülür. Kişi
zaman zaman ruhen açılsa da tam mutlu olamaz, kendisini sık sık
üzgün hisseder.
Bazı
kişilerde organik neden bulunamayan bedensel yakınmalar,
baygınlık nöbetleri, öfke krizleri, intihar düşünceleri, gün içersinde
hatırlayamadığı davranış ve zaman dilimleri olması gibi belirtiler
görülebilir. Kimilerinde ise şizofreni olmadığı halde, kafasının
içersinde tartışan kendisine ait ya da yabancı sesler duyabilir.
Bu gibi durumlar yanlış olarak depresyon, şizofreni, ya da ‘borderline’
kişilik bozukluğu sanılabilir. Ancak bu hastalıklara ait tedavilerle
sonuç alınamaması uyarıcı olmalıdır.
Gençlerde
ve çocuklarda dissosiyasyon
Dissosiyatif bozukluklara gençler arasında çok
rastlanır. Çocuklarda da görülür. Çocuk yaşta tedavisi daha kolaydır.
Özellikle öfke patlamaları, evde ya da arkadaşları
arasında şiddet kullanma, bazı söz ya da davranışlarını
hatırlamama ve bu nedenle yalan söylüyor gibi görünme,
ders başarısında nedeni anlaşılamayan dalgalanmalar
olması, kimi zaman keyfi yerinde görünürken zaman zaman öfkeli,
üzgün ruh hallerine kapılma en sık görülen belirtiler arasındadır.
Cinsel
konularda fütursuz davranma, uyuşturucu madde kullanma,
intihar girişimi, kendi bedenine zarar
verme gibi davranışlar olabilir. Özellikle tedavisiz kalan
vakalarda bu gibi yönlere sapma daha fazla görülür. Evde dissosiyatif
durumu olan bir çocuk ya da gencin varlığı anababa ve tüm aile için
de çok zor bir durumdur, bir çok anababanın evliliği
bu nedenle sarsılır.
Dissosiyatif
bozukluk olan durumlarda hemen her zaman 10 yaş öncesinden
başlayarak çocukluk çağında olumsuz yaşam deneyimlerine
rastlanır. Bunlar kimi zaman sıklıkla dövülme, aşırı derecede eleştiriye
uğramış olma, cinsel taciz, ya da ihmale uğramış olma gibi bariz
travmatik olaylardır. Ancak vakaların bir çoğunda ilk bakışta bu
tür olaylar görülmese de (‘Görünürde Normal Aile’ ) anababa tutumlarında
dissosiyatif bozukluk yaratan kimi özelliklere rastlanır. Görünürde
travmatik yaşantılar olmasa da model ('cici') çocuk olma yönünde
aşırı baskı ya da aşırı derecede şımartma gibi etkenler de benzeri
olumsuz sonuçlar yaratabilmektedir.
Çocuğun
küçük olduğu yaşlarda anne baba arasında sık olarak aşırı tartışmalar
cereyan etmesi, anne ya da babanın çocukla ilişkilerinde farketmeden
çift (çelişkili) mesaj kullanmaları, aile içi gizli
cepheleşme, aile içinde sahte uyum gibi ilk bakışta dikkati çekmeyen
fakat yakından tanımakla anlaşılan travmatik etkenler bulunur.
Dissosiyatif Aile
Bazı ailelerde küçük ya da büyük sırlar olur. Ailede
yaşanan kimi olaylar görmezden gelinir. Kimi aile bireyleri,özellikle
anababalar bazı olaylardaki sorumluluklarını algılamak istemezler,çünkü
bu suçluluk duygusu yaratır. Buna karşılık kişilerin bazı gerçekleri
kendilerinden bile saklamaları bazan ailede bir kişiyi günah
keçisi haline getirir, o bir çok duyguyu diğerleri adına
da yaşar.
Bu
nedenle, dissosiyatif ailelerde çoğu zaman bir kişi (bazan evdeki
çocuk ya da genç) ruhsal sorunlar yaşarken diğerleri normal görünürler.
Psikiyatristin görevi böyle durumlarda tüm aileyi ele alarak bir
kişilik hasta konumunu taşımak zorunda kalan bireyi sağlıklı duruma
çekmektir. Bu yaklaşım genellikle hem o bireye hem de ailenin bütününe
yararlı olur. Özellikle çocuk ve gençlik psikiyatrisinde
bu tür durumlara daha sıklıkla rastlanır.
Normal
dissosiyasyon var mıdır?
Gündelik yaşamda en sık rastlanan dissosiyasyon bazı yaşam
gerçeklerinin görmezden gelinmesidir. Bu bir tür yanılsamadır.
Örneğin genellikle uzun yaşayacağımızı düşünür, gelecekle ilgili
planlar yaparız. Ancak aslında bu bir yanılsamadır, çünkü insan
hayatı pek çok nedenle beklenenden once son bulabilir. Nitekim,
bu tür olaylar travma etkisi yapabilir, kişinin uzun yaşama yanılsamasını
sarsar, onu dezillüzyonize eder, hayal kırıklığına
sokar.Yine gündelik yaşamla ve topluma uyumla bağdaşmayan pek çok
duygumuzu dissosiye ederiz (örneğin öfke, korku vb.).
Bu
tutum toplum düzeninin ayakta kalmasını sağlar, ama çoğu kişinin
pek çok şeyi içine atmasına neden olur. Öyle ki, duygudan yana kısıtlı,
‘görünürde normal kişiliğiyle’ yaşamasına neden
olur. Bireysel varoluşumuz tehdit altına girdiğinde ise bu duygular
harekete geçer, kimi zaman da bu patlama beklenenden aşırı biçimde
olur. Gündelik yaşamın minor travmatik yaşantıları çoğu kişiyi az
da olsa duygudan yana kısıtlı bir görünürde normallik ile
aşırı duygusallık arasında git-gel içersine sokar.
Dissosiyatif bozukluklar nasıl tedavi edilir?
Dissosiyatif bozukluklar bir ilaç tedavisinin henüz bulunmadığı
tek psikiyatrik bozukluk grubudur. Serotonerjik antidepresanlardan
yararlanılabilir, ancak etkisi sınırlıdır. Tek yararlı tedavi yöntemi
psikoterapidir, psikoterapi ile tam iyileşme olanağı
vardır. Prof.Dr.Vedat Şar yönetimindeki Istanbul
Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Klinik Psikoterapi
Birimi’nde, son on yıl içersinde pek çok hasta tam iyilik
noktasına dek tedavi edilmiş ve iyilik durumlarını yıllar boyu koruyabilmişlerdir.
Dissosiyasyonun
psikoterapisi ancak bu konuyu bilen terapistler tarafından yapılabilir.
İyi yapılmayan psikoterapi yıllar da sürse sonuç vermez ve kişinin
yardım alma umudunu ve terapiste güvenini körelttiğinden sonraki
müdaheleleri de güçleştirir.
Sayfa
Başı
|