Psikiyatri ve psikoterapi toplumla doðrudan iliþki içerisinde, geliþim ve deðiþime tarihin her döneminde gereksinim duyan bir uygulama alanýdýr. Bireyin toplum içerisindeki konumu çaða baðlý olarak deðiþime uðrarken, psikiyatri, bireyi en doðru sekilde anlamak ve ruhsal açýdan rehberlik etmek için kendini her dönem yenilemek zorundadýr. 21.yüzyýl bireyini 19. ve 20. yüzyýlýn kuramsal modelleri ile anlamak ve ona yardým etmek olanaksýz ve hatta zarar verici bir yaklaþýmdýr. Yeni yüzyýlda psikoterapinin spekülatif yaklaþýmlardan çok bilimsel verileri rehber edinmesi beklenmektedir. Artýk bir çok ruhsal sorun kiþilik yapýsýnýn ürünü olmaktan çok kendi baþýna bir olgu biçiminde ele alýnmaktadýr.
Psikoterapinin baþlýca amacý kiþinin kendileþmesi ve bir özne olarak davranmasý yanýsýra iç ve dýþ dengesini kurmasý ve koruyabilmesidir. Þizofreni ve bipolar duygudurum bozukluðu gibi bazý psikiyatrik bozukluklar genetik ve biyolojik etkenlerle açýklanýrken, bunlar dýþýnda kalan bir çok taný grubu (örn. dissosiyatif bozukluklar, bir çok depresyon, anksiyete ve panik bozukluðu türleri, yeme bozukluðu, travma sonrasý stres bozukluðu, iliþki ve evlilik sorunlarý, alkolizm, uyuþturucu madde baðýmlýlýðý) aðýrlýklý olarak çocukluk çaðý travmatik yaþantýlarý, aile yapýsý, anababanýn çocuk yetiþtirme tarzý ve toplumsal etkilerle açýklanmaktadýr.Bu bilinçte olan psikolog ve psikiyatristler için politika, popüler kültür, tarih, ve psikoloji yaný sýra baþta sinema gibi çaðýn teknolojik olanaklarýndan yararlanan çok boyutlu sanat dallarý esin kaynaðý olmaktadýr.
(C) Vedat Þar: Her hakký saklýdýr, bu sitedeki hiç bir metin kopyalanamaz ve izinsiz kullanýlamaz.